15 Ağustos 2011 Pazartesi

Camtepe Kadin Bulusmasi






Bir Camtepe kadin bulusmasi daha aklimda, yuregimde unutulmaz bir tat birakarak sona erdi. sadece haftasonu 2 gunlugune bir araya gelmis olsak da o kadar dolu dolu gecti ki sanki cok daha uzun surdu. zaten iyi vakit gecirince hep boyle hissedilmez mi?

yolculugumuz cuma aksami Istanbul'dan Oya'nin arabasiyla basladi. Oya, Esra, Pinar ve ben yola ciktik. Istanbul trafigi biraz bunaltsa da tem'de Tekirdag yoluna cikinca uzun yolun basladigini hissettik. Sadece bu yolculuk icin bile oraya gidebilecegimi hissettim zira cok iyi gecti. En cok aklimda kalan icindekini paylasmanin, acik olmanin, biriktirmeden tartismanin iliskilerdeki onemi uzerine yaptigimiz konusma oldu. ikili tartismalarda bir taraf herseyi acikca konusmak isteyip diger taraf ruhunun kepenklerini indirip icine kapaninca durum icinden cikilmaz olabiliyor.

Yolculukta Esra'nin getirdigi mercimekli kofte, sebzeli borek ve pembe domatesler sayesinde leziz bir aksam yemegi yedik. bu arada 3 sofor olarak arabayi donusumlu olarak kullandik ve pek yorulmadik.

Kaz Daglari'na vardigimizda sabah 4.00 sulariydi dolayisiyla hemen uyuduk. Sabah gozlerimi actigimda karsimda Ozge Balkiz'i gordum ve yerlerde yuvarlanarak birbirimize sevgi gosterisi yaptik, ne de olsa gorusmeyeli 1 yil olmustu. Zeytin agacli terasimizda yaptigimiz tadina doyum olmayan koy kahvaltisinin ardindan gune dogal krem yapimi ile basladik. Tamahine bize balmumu, borax, gulsuyu, zeytinyagi, hindistancevizi yagindan el kremi demonstrasyonu yapti.

tarifi verelim:

malzemeler:

balmumu - 2 tatli kasigi
borax - 1/2 tatli kasigi
gulsuyu - 3 yemek kasigi
zeytinyagi - 3 corba kasigi
h.cevizi yagi - 2 tatli kasigi

yapimi: bir tencerenin icine iki bardak ve bardaklarin 1/4'unu kaplayacak kadar su koyduk.
Bardaklardan birine h.cevizi yagi, balmumu ve z.yagini koyduk. digerine ise borax ve gulsuyunu ekledik. Bunlari benmari usulu tahta bir cubukla karistirarak erittik. sonra da bu iki siviyi birbirine ekleyip iki kucuk cam kavanoza koyduk ve sogumaya biraktik.biraz soguduktan sonra herbirine 3-4 damla lavanta yagi ekledik ve kapaklarini kapattik.

Iste size harika bir el ve vucut kremi, bu kadar basit!! Gidip tonlarca para verip icinde ne oldugunu bilmediginiz kremler almak yerine dogal ve saglikli kremleri evde yapmak cok kolay.

Yuz kremi icinse zeytinyagi yerine badem, uzum cekirdegi veya kayisi cekirdegi yagi kullanilabilir. Gul yagi yaslanmaya karsi etkili, lavanta yagi ise serbest radikallere karsi savasiyor. Karma ciltler icin bergamut, ilang ilang ve lavanta essential yaglari iyi.

Ayrica essential oils, baz yaglar, maserasyon yaglari ve tincture yapimini teorik olarak ogrendik.

Bu konuda Neal's Yards Remedies Tamahine'in incil olarak gordugu bir kaynak, faydalanalim!

http://www.nealsyardremedies.com/books











Dogal krem yapimindan sonra kiyafet takasi yaptik, ogle yemegi yedik ve ardindan masal saati basladi. Gunesin ve benim okudugumuz masallarla siesta yaptik, bazilari acaip ruyalar gorduler. ogleden sonra ise once oryantal dans dersi sonra gunbatiminda evin catisinda yoga yaparak gunesi selamladik.


Aksam Deniz ve Pinar'in yaptigi leziz bulgur pilaviyla karnimizi guzelce doyurduktan sonra Adatepe Koyu'ne dolunayda yuruyerek gittik. Ay isiginin aydinlattigi koy yollarindan ve patikalardan gecerek yaptigimiz yuruyus uzun sure hafizalardan silinmeyecektir. adatepe'de Burhan adli kisinin evinde Moon Party vardi. Icerisi bir hayli kalabalikti. Dedetepe ekociftliginde kalan bir suru yabanci gonullu vardi. Guzel muzikler ve yemekler olmasina ragmen biz kadin bulusmasinin havasina kaptirdigimiz icin ortama soyle bir goz atip fazla sosyallesmeden eve geri donduk. Zira bizi terasta tabak gibi bir dolunay ve beyaz sarap bekliyordu. Bu arada hayatimda ilk kez sahit oldugum ilginc birsey oldu. soyle ki yanimda Balkiz otururken birden bacaklarindan karnina dogru birsey tirmanmaya basladi. Once ne oldugunu anlamadik ama sonra bunun minik bir tarla faresi oldugunu fark ettik. Balkiz cok sogukkanliydi, ben onun .yerine cigligi basip masanin uzerine firladim. Bir farenin bu kadar yuzsuzunu ilk defa gordum!
Gece boyunca defalarca ortaya cikip bize sov yapmaya devam etti.

Pazar sabahi Tata'nin ( Victor'un babasi) neseli pazar jimnastigiyle gune basladik. Enerji ve nese veren hareketlerin kaynagi Maztaznan diye bir kaynaktan geliyor. Good thought, good word, good deed olarak ozetlenen sitenin linki http://www.mazdaznan.info/



Kahvaltidan sonra cember toplantisi yapip erkeklerin kronik cocuk kalma halleri uzerine konustuk ve cok ilginc acilimlar oldu.



Gunnur transactional analysis diye bir yaklasimdan bahsetti. buna gore herkesin cocuk, yetiskin ve ebeveyn tarafi var. Birbirimizle bu 3 taraftan biriyle iliski kuruyoruz. Her ne kadar iliski icinde bu 3 rol surekli degisse de bunlardan en sagliklisi yetiskin - yetiskin olarak iliski kurmak. Farkindalik tabiki saglikli iletisimin olmazsa olmaz sarti. Bu yetiskin - yetiskin duzleminde iliski kurma durumu bende ciddi bir ampul yanma durumu ( iste yaa! ) yaratti. Karsi cinsle iletisimde cogu zaman ebeveyn veya cocuk olarak iliski kurdugumuzu fark ettim halbuki iki yetiskin olarak iletismek hem cok rahatlatici hem de saglikli.

Bir de aklimda kalan onemli bir nokta Oya'nin bahsettigi "gecirgenlik" durumu. Ornegin biri seni uzuyorsa ya da sucluyorsa bu durumdan sen degil o kisi sorumlu ve onun bu tavrini hic uzerine almadan gecirgenlik sagliyorsun. Sana dokunmadan seffaf bir sekilde icinden gecip gidiyor sanki. Bunu uygulayabilme fikri heyecan verici cunku boylelikle sana gelen negatifligi hic uzerine almadan onu bertaraf edebilirsin.



Tum konusulanlarin ve paylasimlarin yaninda herkesin gomleklerinden, statulerinden, kimliklerinden siyrilip sadece kadin ve kendileri olarak orada olmalari bu bulusmalari essiz kiliyor bence. camtepe'nin buyulu enerjisi ve Victor'un yasayan ruhu bizi cepecevre sarmaladi ve ben istanbul'a desarj olmus, sevgi ve enerji topu olarak geri dondum.

Tesekkurler kuku kardeslerim, hepinizi cok seviyorum! :))







19 Ekim 2008 Pazar

Denizkızı-Rusalka

Film ekiminde izlediğim en iyi filmlerden birini paylaşmak istiyorum, adı Denizkızı! Anna Melikyan'ın yönettiği bu çok dokunaklı rus filmi Rusya'da küçük bir sahil kasabasında başlıyor. orada deniz kenarında derme çatma bir klübede yaşayan büyükanne-anne-küçük kız üçlüsünün mütevazi yaşamına şahit oluyoruz. Alisa evin küçük kızı ve en büyük hayali balerin olmak. Alisa'nın tüm ısrarlarına rağmen annesi evlerine daha yakın olduğu için onu bale okulu yerine müzik korosuna yollamayı uygun buluyor. o da bu olay üzerine sessiz kalmayı tercih ediyor ve bu sessizlik 6 yaşından - 18 yaşına, hayatının aşkıyla tanışana kadar sürüyor. Alisa'nın bir şeyi çok isterse gerçek olacağına dair inancı küçük yaşlarda içine yerleşiyor. bir gün çok şiddetli bir fırtına çıkıyor ve o bunu yaşadıkları kasabadan şiddetli bir biçimde ayrılma isteğine bağlıyor. nitekim evleri yerlebir oluyor ve moskovaya taşınıyorlar. büyük şehir hayatı onu pek açmıyor ama her ne olursa olsun hayatı olduğu gibi yaşamaya ve belki de gençliğin verdiği enerjiyle sürekli etrafını gözlemlemeye çalışıyor. türlü işe girip çıkıyor, en sonunda annesinin bulduğu bir işe girip cep telefonu kılıfı altında bütün gün sokakları geziyor. film kapitalist düzeni eleştiren ironik mesajlarla dolu. reklam spotları kapitalizmin bize sunduğu herşeyin ellerimizde olduğu, azla yetinmememiz gerektiği, daha çok istememiz gerektiği, arzu nesnesi olmakla ilgili mesajlarla yüklü. bunlar sürekli Alisa'nın gözüne çarpmakta.
Alisa çok umutsuzluğa düştüğü bir gün tam bir köprüden atlayacağı bir sırada hayatının aşkıyla karşılaşır ve kendi canı pahasına onu kurtarır. aşık olduğu adam çok zengin, hayal tüccarı bir nihilisttir. Ayı parselleyerek satmaktadır. fakat yaşadığı hayat ona hiçbir tatmin vermemektedir.
sonunda Alisa sezgileri sayesinde aşkının öümden kurtarır ama bunu hayatıyla öder. filmin sonundaki bu beklenmedik sürpriz çok basit bir detay gibi verilir, çünkü ne de olsa Alisa bir trafik kazasında hayatını kaybeder ve bu kazalar büyük şehirlerde hergün binlerce kişinin ölümüne sebep olmaktadır.
filmin her karesi ince detaylarla bezeli, nakış gibi işlenmiş. akıllıca kotarılmış son derece dokunaklı ve kaliteli bir film. bulursanız kaçırmayın!

24 Nisan 2008 Perşembe

wont you find free bird?

panzehirin sahte sarhoslugu. koyu maviden derin sularin sessizligi daha dingin bir dunyanin ozlemi icimi sardi ve buraya yazdiklarim uzayin derinliklerine hapsolsa ben nasil ozgur olabilirim? dirayet, edep, erkan, bu ne curret, elemterefiskemgozlerefis, dersaadet, pespaye cocuklar, yitik hayatlar, sonuk umutlar, cilali tas devri, koyun gubresi, keci sanrisi, deniz canlisi, ahali martavali, dirayetsiz pestemal cortuklari, kaz kafali pinosenin son derbisi, olum oyunlari - fakir sofralari, karga burunlu gilgamis destani, aman beni merak etsinler hadi unlu olayim lutfen, sanrilar, sayiklamalar, benzer aykiriliklar. ohh beee, biri bizi gozetliyorr!! yasasin sizofreninin tohumlari . bunlari yazinca dunyanin en sacmalayan insani olma hayali. hicbirseyin eni olamama, hicbiryere varamama, sonduragin pesinde neden bu kovalamaca? cesaret analari deniz analarina karsi, round3. binali binnazi nasil kacirdi, benerci beni neden oldurdu? halbusi ben yasamayi hak ediyordum. merak ettigim sudur, icimizdeki enerjiyi nasil disari cikarabiliriz? patlayip catlamadan cikmaz mi? illa kanirmak mi gerekiyor? fotograf cekerken 36 karede 1 tane iyi foto cikarsa sanslisin misali yazi yazarken de yuz cumleden 1 tanesi ise yararsa ne ala mi? mesai saatleri disinda ne bok yerseniz yiyin ( skyturkte bir haber bantinda sevgili tarim bakani pirinc sikintisi yok ama siz bulgur YEyin. demis yaziyordu) ahahaaayytt. benim de blogum var artik ben de istedigim kadar ahkam kesebilirim yasasin. blogunuz olmasaydi soz konusu ahkami kesemeyecek miydiniz accba? one thing you make my heart sing. wild thing! wild thing i think I love you. come on hold me tight, I LOVE YOU!! you make everything. wild thing...frekans ayarlarindaki karisikliktan dolayi ozur dileriz sayin okuyucular. come on hold me tight, you move me! klise olacak ama alicilarinizin ayariyla oynamayin. cunku kontrolu elde tutan deli kuvvetler istedikleri yerden otturmeye devam ediyorlar sayin ve sevin seyirciler. baharda acan kir cicekleri gun gelecek ve acmayacak cunku onlara acacak toprak birakmayan bu zihniyet tum dunyayi bocek gibi sarmakta ve yilanlar inlerinden cikmakta. o yilan degil ayiiii!!!
hepsi hayvan degil mi? by the way, asiklar adli belgeselimiz vizyona yeni girmis bulunmakta. lutfen ozenle izleyelim hicbir detayini kacirmayalim. onlardan ogrenecegimiz cok sey var zira. hayat dolu hayvanlarimiz icgudulerinin pesinde birbirlerine kayiyor. herhangi bir yerde film ozetini ve kritigini boyle yapsa ne acciip olur. yazdikca bunye rahatliyor mu ne? dislerimi sikmaktan disetlerimin bile canina okudum. kanim kanim kaniyorlar. herseyden bir anlam cikarma cabasi niye? ya hicbirseyin anlami yoksa? bosubosuna zaman kaybi.
takilip kalmayalim onlere dogru ilerleyelim lutfen. arkadaslarla bulusucaktim da acelem var biraz acele eder misiniz sofer bey? yavrucagim al yazmalim paskalya coregim yola devam edelim, varacagimiz yere ergec varacagiz, keyif almaya bakalim. yalakalardan sakinalim. assertive olmaya ozen gosterelim. ezmeden ezilmeden go johnny go!
berber ihsanin bir oglu varmis, 6 yasinda haplanmaya baslamis cunku aslinda berber amca ek is olarak torbacilik yapiyormus. velhasil cocuk kisa surede kafayi yemis tabi. ortalikta deli dumrul gibi dolasmaya baslamis. mahallenin cocuklarini gaza gelip dovuyormus, ortalik yere utanmadan siciyormus. utanmazin tekiymis kisaca. ogretmeninin parmagina gozunu sokmus adamcagiz kor olmus. ninesi namaz kilarken oklavayla kafasini kirmis, kadin ibadet halindeyken otomatikman cennete gitmis. neyse uzun lafin kisasi bizim kizoglankiz buyumus ama guduk kalmis. gidasi malum tabi IQ'suda 70'in uzerine cikamamis. bizim guduk guduklugune bakmadan ve tabi ki utanmadan ( bakiniz hikayenin baslari) kizin birine asik olmus. kiz cingeneymis ve cok oynakmis, zil sesine oynuyormus. guduk abi sivri zekasiyla dusunup tasinamamis ama yine de bu kizi kacirmaya karar vermis. bir gece berber necmiden asirdigi sekerlerle ( bk. meydan larus ) kafasinda filler zikisirken cingen kizi roxanne i kacirmaya yeltenmis. yeltenmis yeltenmesine ama babayi almis cunku kizin babasi evdeymis ve bizim super zeka o kafayla yanlislika kizin yerine babasinin kafasina cuvali gecirmez mi? olacak sey degil, angutlugun bu kadari sayin dinleyiciler. bu hikayeye daha fazla devam edemeyecegim cunku boyle ornekler karsisinda agzim bir karis acik kaliyor ve isin kotusu IQ olarak gudukten asagi kalmayan abede truups bizim turk truuplarina ayni cuvali gecirmye kalkiyor ve muvaffak ( umarim dogru yazmisimdir) oluyorlar. hani babayi alicaklardi. onlar yerine bizim zavalli kucuk mehmetler babayi hatta analarini da alip bilinmeze dogru gidiyorlar. bu hikaye de burda biterken yeni ufuklara yelken aciyoruz, isin ironik tarafi fonda da free bird calmakta. if I leave now, would you remember me? If I stay here with you people, things would not be the same. cause I am a bluebird and this bird you cannot change, non nooo I cant change...